Son yıllarda her platformda “yeşillenme” ön plana çıkarılıyor. Temiz ve doğa dostu sistemleri temsil eden bu hareket bizi petrol bağımlılığından kurtarabilecek kapasiteye sahip gözükse de kurulumu ve verim alması uzun bir süreç. İşte bu noktada size mavi enerjiden bahsetmek istiyorum.

Maviden önce bugün enerjinin yeşil olması noktasında nerde olduğumuza bir bakalım.

Yeşil Enerji

Barajlar, rüzgar değirmenleri bu konuda ülkemizde en yaygın olsa da bir çok ülke güneş enerjisine yönelmiş durumda. Güneş enerjisi bilinen en kolay ve en temiz enerji kaynağı olmakla beraber gelen ışınları %100 verimle değerlendirmekten henüz çok uzağız. Fakat düşük verime rağmen dünyanın çok ufak bir kısmını güneş paneliyle kaplayarak herkese yetecek kadar elektrik üretmek mümkün. Tabi artan nüfus ve teknoloji bağımlılığını düşündükçe bu alan sürekli büyüyecek.

Güneş paneli ise dünyadaki metrekare başına en pahalı malzemelerden biridir. Güneş enerjisi alanında lider olan Almanya ise panellerin en önemli üreticisi olarak teknolojinin hızını ve fiyatını belirleyen ülke konumunda bulunmanın avantajıyla ülke içinde rekor üstüne rekor kırıyor. Bir gün içerisinde 24.2 gigawatt üretim ile dünya rekoru sahibi, ayrıca tatil gününde 23.1 gigawatt üretip ülkenin harcadığı elektriğin yarısını üretme başarısına da sahip. Kaldı ki Almanya ülkemize oranla çok daha düşük enerjili güneş ışığı almakta.

Amerika’da da güneş panellerinden oluşan yollar yapılması destek görmüş durumda (Solar Roadway). Bu güzel bir çözüm ancak henüz geniş çapta nasıl bakımı yapılacak ve farklı hava koşullarında etkisi ne olacak belli değil.

Nükleer Enerji

Güvenli bir şekilde üretildiğinde aslında yeşil enerji kaynağı sayılabilecek nükleer enerjinin hiç bir zaman güvenlik garantisi de yok. Çernobil’de insan hatası, Fukushima’da doğal afet sebebiyle sızıntılar meydana geldiğini düşününce dört bir tarafı faylarla çevrili ülkemize kurulması insanı ürkütüyor.

Nükleer enerji’de radyoaktif sayılan atomların dengesizliğinden faydalanıp onları bölüyoruz ve bölünürken açığa çıkan enerjiyle elektrik üretiyoruz. Ufak bir başlangıç enerjisiyle büyük miktarda enerji üretmek mümkün, ancak radyoaktif materyallerin bulunması ve işlenmesi de geleceğin petrolü olarak görülebilir.

Mavi Enerji

Aslında varılması gereken yegane enerji rengi budur. Füzyon ile nükleer enerjiden daha fazla, daha kolay ve daha temiz enerji üretmek mümkün. Özellikle Lockheed Martin firması bu konuda en erken çalışmaya başlamış ve başarmaya en yakın olan firma. 5 yıl içinde prototip bir ürün sözü veren firma, 10-15 yıl içinde sadece askeri değil günlük kullanıma da füzyonu hazırlayacak, üstelik büyük bir jeneratör büyüklüğünü geçmeyen reaktörlerle başarma sözü de verdiler. Tabi daha ufak reaktörler yaparak gemileri ve uçakları da sonsuz ve temiz bir enerjiyle buluşturup dünyayı fosil yakıtlardan kurtarmayı hedeflemiş durumdalar.

Bu noktada tek eleştiri, Lockheed Martin umut vadeden tanıtımlar yaparken herhangi bir veri veya tasarımı paylaşmamış. Füzyon teknolojisinde üretilen enerji, başlangıç enerjisini geçtiğinde başarı sağlanmış sayılıyor ve bu endekste nerede olduklarını bilmek bile herkese bir fikir verebilir.

Barış Altop
Barış Altop
Matematik tutkusunu yazılım sanatına dönüştürmeyi hedef seçmiş, bilgisayar mühendisliği doktora öğrencisi. Biraz Apple tutkunu, ama teknoloji düşkünü yazılımcı.